Aziz Augustin
Aziz Augustin İtiraflar adlı kitabında kendisini büyük bir günahkar olarak tarif eder. Onyedi yaşından itibaren cinsel ahlaksızlığa kendini kaptırmıştı. Annesi Aziz Monika’nın onu bir Hıristiyan olarak yetiştirmesine rağmen, ondokuz yaşına geldiğinde inancını terk etmişti. Dokuz yıl boyunca Tagaste’de ve Kuzey Afrikadaki Kartaca’da, dünyevi zevklerden kaçınarak ruhun maddeden ayrılabileceğine inanan dini bir dualizm olan Manikeizm öğretmişti.
Augustin 383 yılında bir retorik (söz sanatı) okulu açmak için Roma’ya taşındı, ve sonraki birkaç yıl içinde hayatı tamamen değişti. Augustin, Hıristiyanlığa karşı entelektüel karşı çıkışlarını, vaazlarıyla ortadan kaldıran Aziz Ambros’un etkisine kapıldı. 386 yılında Augustin’de tüm geriye kalan cinselliğe olan bağımlılığıydı. “Beni iffetli yap” diye dua ederdi, “ama henüz değil”. Bu “henüz” sözü bir ziyaretçinin Augustin ve arkadaşı Alypius’a, iki adamın Antonius’un Hayatı’nı (Hıristiyan Monastisizminin kurucusu) okuyarak nasıl dramatik dönüşümler geçirdiğini, anlatmasından sonra çıktı.
Hikaye Augustin’i kargaşaya ve telaşa kaptırdı. İtiraflar kitabında tanıklık verdiği gibi, büyük bir üzüntü içine düştü ve bu yakasını bırakmayan günahından kurtuluş yollarını aramaya başladı:
Ağlamak için yalnızlığın daha uygunmuş gibi görünmesi yüzünden, Alypius’tan uzaklaştım. Beni böyle tıkanmış görünce çok şaşırdı, bu yüzden bizim oturduğumuz yerde kalmaya devam etti. Ben kendimi bir incir ağacının altına attım ve göz yaşlarımı serbest bıraktım. Gözlerimden bolca yaşlar aktı, senin için kabul edilebilir bir kurban, Tanrım. Ve kalbimi sana dökerek şunları söyledim,“Daha ne kadar sürecek? Daha ne kadar sürecek? Neden temizlikten uzaklığıma artık bir son vermiyorsun?”
Daha sonra yakındaki bir evden gelen bir erkek veya kız çocuğunun sesini işittim, sürekli şöyle bir şarkı söylüyorlardı. “Al ve oku! Al ve oku!” Bunun hiçbir çocuğun oyunun bir parçası olmadığını biliyordum, ve hiç böyle bir şey de duymamıştım. O yüzden bunu kitabı açmak ve önüme çıkan ilk bölümü okumak için göklerden gelen bir emir gibi yorumladım.Çünkü bir İncil parçasını okuyarak iman eden ve bunu kişisel bir nasihat olarak alan Antonius’u duymuştum.
Böylece hemencecik Alypius’un oturduğu yere döndüm ve Pavlus’un mektuplarının olduğu kitabı aldım. Kitabı açtım ve gözlerime çarpan ilk paragrafı sessizce okumaya aşladım: “Maskaralık ve sarhoşlukla değil, fuhşiyat ve yolsuzlukla değil, niza ve hasetle değil, gündüzdeki gibi iyi hal ile hareket edelim. Fakat Rab İsa Mesih’i giyin, ve şehvetler için bedenin tedarikini görmeyin” (Rom. 13,13-14) Daha fazla okumama gerek yoktu. Cümle bittiği anda bütün kasvetli şüphelerim yok oldu, kalbime nüfuz eden bir kurtarıcı ışık ile hepsi def edildi.
Tün Hıristiyanlar Augustin’in iman edişi için şükretmelidir çünkü Hıristiyan uygulamaları ve düşüncesi üzerine çok açıklayıcı etkilerde bulunmuştur. Hippo episkoposu olarak Kuzey Afrika Kilisesine 40 yıl önderlik etmiştir. Manastır toplulukları kurmuş ve onlara birçok dini düzenin yıllarca uygulayacağı kurallar vermiştir. Augustin aynı zamanda kilisenin sapkınlara karşı savunmasını düzenlemiştir. Bu tartışmalarda yazdığı apolojetik kitaplar Hıristiyan felsefesi ve teolojisi için ortaçağ ve, reformasyon dönemi boyunca ve günümüze kadar bir temel oluşturmuştur.
Augustin Roma’nın 410 yılında Vandal’ların eline geçmesinden sonra, Hıristiyanlığın imparatorluğu içten yıktığı suçlamasına karşı, Tanrı’nın Şehri Üzerine isimli başyapıtını yazmıştır. Yirmi yıl sonra aynı Vandalların şehri kuşatmaları sırasında ölmüştür.
Seni çok geç sevdim. Sen hem çok antik hem çok yeni olan Güzellik, seni çok geç sevdim! Sen hep benimleydin fakat ben seninle değildim. Sen haykırdın ve benim sağırlığımı yok ettin. Benim körlüğümü ışıklandırdın. Seni tattım ve sana açım. Bana dokundun, ve beni bağrına basman için yanıyorum.
AUGUSTİN
Aziz Augustinus Teologlar, yazıcılar, bira işçilerinin patronudur. 28 Mart onun bayramıdır.