Azize Jan d’Ark

 

    Hiçbir Aziz, Jan d’Ark gibi dünyanın hayal gücünü kendisine çekmemiştir. Birçok kitapta, şiirde ve oyunda baş rolde yer almıştır. Milliyetçiler ve feministler onu kendilerine simge  yapmışlardır. Fakat Jan kendisini bir kahraman olarak görmemiştir. O sadece Tanrı’nın kendisinden istediklerini düşündüğü şeyleri yapmaya çalışan, basit bir köylü kızıydı.

    1425 yılında 13 yaşındayken hayatının nasıl şekilleneceğini belirleyecek olan gizemli sesler duymaya başladı:

    Kiliseye doğru olan sağ tarafta sesi duydum; ve nadiren onu parlaklık olmadan duyuyorum… Ses bana Tanrı tarafından gönderilmişti, bu sesi üç kere duyduktan sonra, onun bir meleğin sesi olduğunu biliyordum.

    Jan kendisiyle hemen hemen her gün konuşan bu sesi Başmelek Mikael’in sesi olarak tanımladı. 1428 yılında ses ona Orleans’taki kuşatmayı kaldırmasını söyledi. “Ve ben”, “Ona benim, ne ata binmeyi ne de savaşı yönetmeyi bilmeyen zavallı bir kız olduğumu” söyledim. Fakat ses bunun Tanrı’nın isteği olduğunda ısrar etti ve Jan da itaat etti.

    İngiltere yıllarca Fransa kraliyetinden zorla isteklerde bulunarak savaşı sürdürdü. Ve şimdi Orleans’ın yakın zamanda sonra muhtemel fethi ile Fransız hakları neredeyse kaybedilmek üzereydi. Jan görevinin Orleans kuşatmasını kaldırmak ve Veliaht Chares’ın Rheims’ta taç giymesini sağlamak olduğuna inandı. Bir seri küçük mucizeler, onun Fransa’nın şansını döndürmesini sağladı. Jan, veliaht’ın desteği ile Nisan 1429’da, İngilizleri Orleans’tan geri püskürten bir orduya komutanlık etti. Aziz’in görevi 17 Haziran 1429’da VII. Charles, Rheims katedralinde taç giyerken tamamlanmıştı.

    Bir yıl sonra Charles’ın Burgundia’lı düşmanları Jan’ı kaçırdı ve onu İngilizlere teslim etti. Onu tutsak alan kişiler kendilerini savaşta yendiği için onu idam edemezlerdi. O yüzden onun bir sapkın olarak bir kilise mahkemesinde yargılanmasını sağladılar. Dava, Jan’a karşı suçlamalarla doluydu fakat Jan kendini hayranlık uyandıracak bir şekilde savundu. Kısa bir süre, mahkemenin vazgeçmesi isteğine razı olacakmış gibi göründü. Fakat sonra toparlandı ve kendi hakkını savundu. Bu yüzden mahkeme onu tekrar sapkın hale gelen birisi olarak suçlu buldu ve 31 Mayıs 1431’de Rouen alışveriş meydanında onu kazığa bağlayarak yaktı. Bir görgü tanığı ölümü hakkında şu ifadeyi bıraktı:

    Bana kiliseden Haçı getirmemi söyledi, böylece öldüğü anda gözleri kapanana kadar sürekli gözleri önünde ona sahip  olabilecekti…

Alevlerin içindeyken sonuna kadar sürekli İsa’nın kutsal adını yüksek sesle haykırdı. Ve göklerdeki azizlerin yardımını çağırmayı hiç kesmedi. Tüm bunlardan öte başını eğip son nefesini verdiğinde, Tanrı’ya olan coşku dolu inancının göstergesi olarak İsa’nın adını oradaki topluluğa haykırdı.

Jan’ın ailesi 20 yıl sonra Papa III. Callistus’a davayı tekrar değerlendirmesi için ısrar etti. 1456 yılında asıl yargılama geriye doğru işletildi ve masum olduğu ilan edildi. Bizler Jan d’Ark ı bir şehit olarak anmayız, çünkü inancı yüzünden değil, politik entrika yüzünden öldürüldü. Biz onu Tanrı’ya itaat etmek istediği için hayatını vermiş olan bir bakire olarak onurlandırırız.

 

    Hemen hemen bütün azizlerin “dini” bir işleri vardı, ve bunu özgürce  yapabilmek için dünyayı terk etmeleri gerekiyordu. Fakat Jan bu kuralı yıktı. Görevi yüzünden bu dünyayı terk etmedi. Çünkü bu görevi yüzünden dünyanın en tehlikeli yerlerine, mahkemelere, kamplara, savaşlara gitti.

-Ida Coudenhove

 

Jan d’Ark 1920 yılında Aziz  ilan edildi. 30 Mayıs onun bayramıdır.